8/12/2009
Kıskanmak
- Türü:
- Dram
- Yönetmen:
- Zeki Demirkubuz
- Yapım:
- 2009, Türkiye
Zeki Demirkubuz’un yönettiği ve Nergis Öztürk, Berrak Tüzünataç, Serhat Tutumluer, Bora Cengiz, Hasibe Eren, Nihal Koldaş’ın oynadığı Kıskanmak, 06 Kasım 2009’da Medyavizyon Film dağıtımıyla Yerli Film - Mavi Film tarafından vizyona çıkarılıyor.
Film, çirkin olan Seniha’nın güzel yengesi Mükerrem’e karşı hissettiği kıskançlık duygusu üzerine kurulu.
Zeki Demirkubuz’un ilk “dönem filmi” olan, Nahid Sırrı Örik’in eserinden uyarlanan filmde, bir adamın iki kadın arasındaki anlaşmazlık karşısında nasıl kalakaldığı da gözler önüne seriliyor.
Oyuncular
Serhat Tutumluer, Nergis Öztürk, Hasibe Eren, Berrak Tüzünataç, Bora Cengiz, Nihal Koldaş
http://www.superonline.com/sinema/film/kiskanmak-4418
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
8/12/2009
Gecenin Kanatları
- Türü:
- Dram
- Yönetmen:
- Serdar Akar
- Senarist:
- Mahsun Kırmızıgül, Ahmet Küçükkayalı
- Yapım:
-
2009, Türkiye, 100 Dak.
Serdar Akar’ın yönettiği ve Beren Saat, Murat Ünalmış, Erkan Petekkaya ile Yavuz Bingöl’ün oynadığı Gecenin Kanatları, 11 Aralık 2009’da Pinema Film dağıtımıyla Boyut Film tarafından vizyona çıkarılıyor. Film, 12 Eylül darbesinden sonra, anne ve babası polis baskınında gözleri önünde katledilen Gece’in yaşadığı dramı anlatıyor. Ufuk çizgisi ne kadar uzaksa ayrılık o kadar yakındır. İki aşk arasında kalan bir yürek, iki farklı dünya arasında zoraki bir seçim ve bir kadın. Bakışlar vardır insanı ağlatan, duygular vardır karşı koyulamayan. Aşk, uğrunda ölmeyi, bazen çekip gitmeyi bilmektir. Aşk başlangıçla final arasında geçen bir yoldur.
Oyuncular
Yavuz Bingöl, Beren Saat, Murat Ünalmış, Erkan Petekkaya, Alper Kul, Teoman Kumbaracıbaşı, Cezmi Baskın, Arif Erkin, Ferit Kaya, Ali Barışık, Zeynep Anıl Tatdıran
Yavuz Bingöl, Beren Saat, Erkan Petekkaya, Beren saat, Alper Kul ve Cezmi Baskın gibi oyuncuların rol aldığı "Gecenin Kanatları" filminin çekimlerine 13 Ağustos'ta başlanacak. Yönetmenliğini Serdar Akar'ın, senaristliğini Mahsun Kırmızıgül'ün yaptığı filmin 11 Aralık'ta seyirciyle buluşması bekleniyor.
2009'un iddialı projeleri arasında yer alan "Gecenin Kanatları" isimli filmin çekimlerine 13 Ağustos'ta başlanacak. Çekimlerin tamamının İstanbul'da yapılacağı filmin yönetmenliğini Serdar Akar, yapımcılığını ise Murat Tokat yapıyor. Mahsun Kırmızıgül'ün senaristliğini yaptığı filmin tüm çekimleri İstanbul'da tamamlanacak. Drama-aşk türündeki film, tutkuyla inancı ve aşkla acıyı anlatıyor. Yavuz Bingöl'ün devrimcilerin lideri rolüyle izleyiciyle buluşacağı filmde, genç oyuncu Beren Saat, canlı bomba olarak kamera karşısına geçecek.
Filmde rol alan oyuncular; Yavuz Bingöl, Beren Saat, Erkan Petekkaya, Beren saat, Alper Kul ve Cezmi Baskın, "Gecenin Kanatları" filminin kariyerleri için çok önemli olduğu noktasında birleşiyor. İlk kez uzun metrajlı filmde oynamanın heyecanını yaşadığını belirten Erkan Petekkaya, rolüne uzunca bir süre gözlem yaparak hazırlandığını ifade etti. Rolü için hem beden dili hem de görünüş için çok çalıştığını belirten Petekkaya, ''İlk sinema filmim, konusu ve kadrosuyla çok içime sindi. Uluslar arası bir yapımda yer alıyorum." dedi.
Filmin, 11 Aralık'ta izleyiciyle buluşması bekleniyor.
(CHA)
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
7/12/2009
Çocuğunuzda domuz gribi varsa ne yapacaksınız?
Meksika'da başlayarak diğer ülkelere yayılım gösteren Influenza A H1N1 grip salgını tüm dünyaya yayılmış durumda.

Günümüzde mevcut salgını oluşturan bu virüsün yapısı incelendiğinde hem ‘domuz tipi’, hem mevsimsel grip oluşturan ‘insan tipi’, hem de ‘kuş gribi tipi’ ile karışmış melez bir virüs olduğu saptandı.
Okulların açılmasıyla birlikte yayılma riski daha da artacak olan domuz gribi ile birlikte mevsimsel grip salgınına karşı veliler ile birlikte okulların hazırlıklı olarak işbirliği yapması önem taşıyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sesin Kocagöz, çocukların bu virüsleri erişkinlere göre daha çok yaydıklarını, bu nedenle hastalığın yayılmasının önlenmesinde temizliğin büyük rol oynadığını belirtiyor. Ayrıca kalabalık ve havasız ortamlar risk oluşturduğu için mümkün olduğunca bu tür ortamlardan uzak durmak gerekiyor ve kapalı alanların sıkca havalandırılması önem taşıyor.
Prof. Dr. Sesin Kocagöz, çocukların acilen sağlık kuruluşuna götürülmesini gerektiren belirtileri ve yapılması gerekenleri şöyle sıralıyor:
Yakınmalarının artması
Hızlı veya zor nefes alma
Vücutta solgunluk ya da morarma
Beslenememe
Uyarılara cevapta azalma ve uykuya meyil
Huzursuzluk
Ateşle beraber döküntü görülmesi
Bu durumlar ortaya çıktığında en yakın sağlık merkezi aciline başvurun.
Mümkün ise önceden hekiminiz ile temasa geçin ve bilgilendirin.
Yolculuk sırasında çocuğunuzun ağzını ve burnunu maske ile kapatarak etrafa bulaşma riskini azaltın. (Şayet çocuğunuz maske takamayacak durumda ise etrafındaki kişilerin maske takması gerekmektedir.)
Prof. Dr. Sesin Kocagöz, ailelere çocuklarının domuz gribi konusunda taşıyabileceği riskler ve alınacak önlemler hakkında şu bilgileri verdi:
Çocuğunuzda H1N1 (Domuz Gribi) Varsa Yapılması Gerekenler:
Tüm önlemlere rağmen çocuğunuz grip olduysa vakit kaybetmeden okul yönetimini bilgilendirin.
Hekiminize başvurun. Hekiminiz çocuğunuza gerekli testlerin ve tedavi planını oluşturacaktır.
Şayet çocuğunuzun genel durumu iyi ise bulaştırma riskini aza indirmek için evde istirahat etmesini sağlayarak bol sıvı alıp, var olan yakınmalarına yönelik tedavi uygulayın.
Boğaz ağrısı için pastil, yüksek ateş, baş ve genel vücut ağrısı için ateş düşürücü, ağrı kesici almasını sağlayın.
Çocuğunuzun Okulunda H1N1 (Domuz Gribi) Virüsü Çıktıysa:
Okul yönetiminin önerileri doğrultusunda hareket edin.
Hapşırırken ve öksürürken çocuğunuzun ağzını ve burnunu tek kullanımlık mendillerle kapatması ve kullanılmış mendilleri çöpe atması konusunda eğitin.
Özellikle hapşırdıktan veya öksürdükten sonra, ellerini iyice yıkamasını sağlayın.
Yıkayamayacağı durumlarda kullanması için çantasında alkol bazlı el temizleyici bulundurmasını ve kullanmasını sağlayın.
El Sıkışmayın, Öpüşmeyin
Oseltamivir ve zanamavir isimli antiviraller ilk 48 saat içinde alınırsa belirtilerin azalmasına ve oluşma riski olacak komplikasyonların önlenmesinde etkilidir. Hekiminiz gerekli gördüğü takdirde antiviral tedavi verecektir. Özellikle altta başka hastalığı olanlarda riskli hastalık gurubunda olanlara (yaşlı ve çocuklar ile hamileler, kalp, akciğer veya böbrek hastalığı olanlar ile kanser ve benzeri tedavi altında olanlar) enfeksiyonu ağır geçirenlere önerilir. Ek olarak başka insanlara bulaştırmamak için, kalabalık ortamlara girmemek, özellikle riskli olan grup olan yaşlı ve çocuklardan uzak kalmak, öksürme ve hapşırma sırasında mendille ağız ve burunu kapamak ve sonrasında mendili atmak önerilmektedir. Grip ve diğer enfeksiyonlardan korunmanın en önemli yolu sıklıkla sabun ve su ile ellerin yıkanmasıdır. Öksürdükten veya hapşırdıktan sonra ellerinizi mutlaka yıkayın
Grip Nasıl Bulaşıyor?
Öksürük ve hapşırma yoluyla, hasta kişinin tükürük zerrecikleri havaya yayılarak sandalye masa gibi yüzeylere bulaşabilir.
Kişi virüsün bulaştığı bir yere dokunduktan sonra ellerini ağzına, gözlerine veya burnuna sürerse virüs bulaşabilir.
Bu yüzeylerde virüsün ne kadar süreyle canlı kalabileceğini etkileyen ısı, nem oranı, yüzey niteliği gibi pek çok faktör söz konusudur. Hasta kişinin temasının olduğu bu yüzeylere dokunulmamalı, herhangi bir sebeple dokunulduysa eller yıkanmalıdır.
Bu yüzden sıklıkla ev, ofis ve okullarda kirliliğin çok olacağı yüzeylerde temizliklerinin sıklıkla yapılması gereklidir.
Temizliğin normalde kullanılan standart ortam temizlik ürünleri ile yapılması yeterlidir.
Ellerin sabun ve su ile yıkama ortamı bulunmadığı durumlarda alkol bazlı el temizlik ürünleri kullanılmalıdır.
Temizlikte Şunlara Dikkat Edin:
Grip virüsünün yayılmasını önlemek için, yüzeylerin (masalar, kapı kolları, banyo yüzeyleri mutfak tezgahı, oyuncaklar vb) günlük temizlikte kullanılan deterjanlarla temizlenmesi yeterlidir.
Hastalara ait çarşaf, çamaşır, havlu ve kap kacağın ayrı olarak yıkanmasına gerek yoktur.
Ancak, bu eşyalar yıkanmadan başkası tarafından kullanılmamalıdır.
Bu çarşaflar mümkün olduğunca elle temas edilmeden taşınmalı ve yıkanmalıdır. Hastanın çarşafları, çamaşırları değiştirildikten sonra eller mutlaka sabunlu suyla yıkanmalıdır.
Hastaya ait kap kacak ya bulaşık makinesinde ya da elde deterjan kullanılarak yıkanmalıdır.
Bunları Aklınızda Tutun:
Mevsimsel grip aşısının yaptırılmasının ardından birkaç ay sonra gelmesi planlanan H1N1 aşısının ( üç hafta ara ile iki doz) yapılması korunmada önemlidr.
Okulların grip salgını nedeni ile bir süreliğine kapanması olasılığına karşın hazırlıklı olun.
Çocukların bu nedenden dolayı bir süreliğine evde kalma ihtimallerine karşın bakımları ve sıkılmamaları için koşulllarınıza uygun planınızı önceden oluşturun.
Grip benzeri bulgularınız var ise evde kalın.
Bu grup enfeksiyonlarda okullar ve iş yerleri enfeksiyonun yayılması için ana kaynak oluşturmaktadır. Bu yüzden bulaşma zincirini kırmak için evde kalın.
Sakin olun.
Hastalık belirtileri geliştiyse telaşlanmayın.
Zaman kaybetmeden hekiminize başvurun ve onun önerilerine uyarak belirtilerin başlamasından 7 gün sonrasına ya da belirtilerinizin tamamen geçmesinden bir gün sonrasına kadar evde dinlenin.
Hasta görünen, ateşli ve öksürüğü olan kişiler ile yakın temastan kaçının.
kaynak. ekolay
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
12/11/2009

Jeanler her zaman vazgeçilmez olmaya devam ediyor. Vücut şeklinize göre jean seçmek, 'rahat'tan 'şık'a geçmek hiç de zor değil. Önemli olan kendinize yakışacak jeani bulmak. İşte size işinizi kolaylaştıracak ipuçları...
Eğer bacaklarınız kısaysa
"Çizme kesimi" denen stil bacak boyunu daha uzun gösterir. Bacak kısımları fazla geniş olan jeanlerden veya bacakta kesimi olan jeanlerden kaçının.
Poponuz fazla büyük değil ama yuvarlaksa
Kalçalara doğru inen bir model ve hafif bir “çizme kesimi” istediğiniz etkiyi yakalamanıza fırsat verecektir. Fazla küçük arka ceplerden kesinlikle kaçının.
Eğer kalçalarınız genişse
“Düşük bel” jeanler basıklaştırıcıdır. Bacak bölümünün dar olduğu modeller en iyi fikirdir. Çünkü siluetinizi uzatarak istenilen etkiyi yakalar. Fazla küçük arka ceplerden, ya da birbirinden fazla ayrık ceplerden kesinlikle kaçının. Çünkü geniş baseni vurgularlar.
Vücudunuz kıvrımsız ise
Detaylı (desenli, işlemeli) veya büyük arka cepler ve “çizme kesimi” bir stildeki jean, probleminizi çözecektir. Fazla dar jeanlerden kaçının.
“Rahat”tan “şık”a nasıl geçilir?
Bir gömlek, bir fular, topuklu bir çizme, çizmenize uyumlu bir çanta ve biraz da makyajla görünümünüz hemen şık bir havaya bürünecektir. Şık ve sofistike takılarda “şık”a geçişte en büyük yardımcınız olacaktır.
Dans etmeye çıkacaksanız
Üstü işli, payetli veya taşlı bir büstiyer veya serinden korkuyorsanız, aynı tarzda kısa bir gömlek ve renkli topuksuz ayakkabılar ideal olacaktır.
İş görüşmesine gidecekseniz
Jean’inizi beyaz bir gömlek ve süveter ile tamamlayabilirsiniz.
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
7/11/2009

Tac Mahal (M.S. 1630) Agra, Hindistan Bu çok büyük anıt cami beşinci Müslüman Moğol İmparatoru, Jahan Şahın emir üzerine, vefat eden çok sevdiği karısının hatırasına ve onuruna inşa edilmiştir. Beyaz mermerden yapılan saray duvarlarla çevrili bahçelerin içinde yer almaktadır. Tac Mahal Hindistan’da Müslüman sanatının en mükemmel bir mücevheri olarak kabul edilmektedir. Daha sonra İmparatorun burada hapsedildiği ve Tac Mahal’i koğuşunun sadece küçük bir penceresinden gördüğü söylenmektedir. |
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
10/3/2009
International School of European Aviation (ISEA) is pleased to offer you the opportunity to complete your European JAR-FCL ATP pilot training in Australia.
With ISEA, you can become a JAR-accredited pilot through the prestigious Lund University integrated Air Transport Pilot (ATP) course while taking advantage of Australia's unique lifestyle and flying conditions.
We will take you from complete beginner to professional, European JAR-qualified pilot with the rigorous, integrated JAR ATP training Lund University is renowned for.
ISEA's JAR ATP course has an expected completion time of 18 months, with time at one of ISEA's Australian campuses and at Lund University School of Aviation in Sweden.
Lund University has been preparing some of the world's best aviation professionals for more than 20 years through its integrated JAR ATP course, with many graduates now flying for the world's leading airlines. Enormous worldwide growth is projected to continue in all areas of aviation and the demand is high among European airlines for JAR-qualified pilots.
You will graduate from the ISEA course with a JAR-accredited pilot licence, qualified to fly in Europe and able to apply to major international airlines. You will receive a CASA and JAR Commercial Pilot Licence (CPL), JAR ATPL theory and license (Vocational Graduate Certificate in International Aviation (JAA)).
The ISEA team looks forward to sharing this exciting opportunity with you.<_script /><_script /><_script /><_script />
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
8/3/2009
|

MALZEMELER: 400 gr. kıyma 1 soğan 1 yumurta tuz,karabiber, kekik maydanoz 1 demet ıspanak 1 soğan 2 diş sarımsak Beşamel sos için: 1 su b. süt 1 çorba k. un sıvıyağ Üzeri için: kaşar peyniri rendesi tuz,karabiber muskat HAZIRLANIŞI: Kıymanın içine soğanı rendeleyin. maydanozu doğrayın. yumurtayı kırın. tuz,karabiber,kekik koyup yoğurun. dikdörtgen fırın kabının içine harcı yayın . daha sonra kenarlara toplayarak ortasını boşaltın. bu şekilde 10 dakika fırında pişirin. diğer tarafta soğan,sarımsak ve ıspanakları sıvıyağ ile soteleyin. beşamel sos için unu sıvıyağ ile kavurun ve üzerine süt ve muskat ekleyerek kıvamını verin. fırından aldığınız köftenin ortasına ıspanakları yerleştirin. üzerine beşamel sosu dökün ve kaşar peyniri serpin. bu şekilde de 10 dakika pişirip sıcak servis yapın.
NETTEN |
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
8/3/2009
CNN) -- Most people have had dreams of flying. Graham Hawkes had dreams of flying -- underwater.
The Deep Flight Super Falcon made its maiden voyage in San Francisco Bay in September.
Hawkes has been in the business of building underwater craft for more than a decade. In the early days, his company, Hawkes Ocean Technologies, built vehicles for researchers and moviemakers.
But in the past few years, the ultrarich have increasingly looked for cool playthings for their ocean adventures.
What better toy to have on the end of your 200-foot yacht than a submarine capable of diving to 1,500 feet below the sea's surface?
Whoops. Did we say submarine? It's a submersible that can "fly" underwater.
The Deep Flight Super Falcon looks like a fighter jet, with its thin body, two seats, two sets of wings and two tail fins.
"We just had to tear up everything we knew about submersibles and start again on winged subs -- underwater flying machines," Hawkes said.
He said Deep Flight submersibles are designed to be more agile than any creature living in the ocean -- with the exception of dolphins. The company says that because of the wings, the Super Falcon can go barrel-rolling with dolphins while traveling at speeds much faster than other private submarines.
Don't Miss
The craft can stay underwater for up to five hours and travel at speeds up to 6 knots, the company says on its Web site.
The first client for the Super Falcon was venture capitalist Tom Perkins, who wanted a toy to keep on his mega-yacht, the Maltese Falcon. The base price: $1.3 million. Another model, which has open cockpits and cannot dive as deep as the Super Falcon, sells for $350,000.
Perkins, writing in Boating International magazine, said he joined the project to take the Super Falcon from prototype to a fully functional craft.
"Like some of my other projects, we didn't finish on time, but also like some of the others, the end result exceeded all our expectations," he said.
The second machine is being built for Hawkes' personal use.
A submarine driver wouldn't recognize the cockpit of the Super Falcon.
"There are no valves, there are no gauges," Hawkes said. "You just power up the thrusters, start your take-off run, put the joystick forward, then the nose goes down. The wings literally pull it down."
That's very different from conventional submarines, which basically dive by changing the ballast of the ship to make it sink.
"It's not just that they look like airplanes, they actually are," Hawkes said. "The machines we build underwater should look like airplanes, not submarines. Airplanes don't look like balloons."
He won't take credit for the idea, saying the idea of a submarine with fins and wings has been thought of before. The 1972 French comic book, "Tintin and the Lake of Sharks," included a shark-like submarine with dorsal fins and a tail. Hawkes said that although the idea of wings may have been obvious, "The prize goes to he that does."
On one of the submersible's first test voyages, Hawkes' team encountered a group of hammerhead sharks. The sharks were curious and swam around the watercraft. One engaged the sub in a game of chicken, only to veer off at the last minute. It was a great reward, Hawkes said.
The craft is powered by batteries and the turbines that drive the ship were made with special care to be incredibly quiet. The maneuverability also lets it navigate in strong currents that stifle other underwater craft, the creators said.
The business plan for Deep Flight includes schools for underwater pilots to fly future versions of the Super Falcon. The next school is scheduled for this summer in the Turks and Caicos, said Karen Hawkes, the company's manager of marketing and communications, in an e-mail.
The three-day course costs $17,000. There is also a half-day, ride-along dive that costs $5,500. Karen Hawkes said the company enrolls 10 to 15 people per course and had open spots for this summer's courses.
She also wrote that while "there really isn't something akin to the FAA governing submersible operations," her company thinks sub manufacturers should offer pilot training to the owners of machine.
Then the owner can load his or her new toy onto their yacht and discover the underwater portion of this planet that most people never see, Hawkes said.
"Do you want to stalk a shark?" he asked. "Do you want to go to a Great White and go woo-hoo? Do you want to do a barrel roll with a whale?
"Shall we go and find some territories that humans have never seen before? ... Get in one of these machines, get below 150 feet -- the deepest that divers go -- and you are the first human eyes to look at that piece of the planet."
http://www.cnn.com/2009/TECH/03/06/eod.luxury.submarines/index.html
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
7/3/2009

Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği savaşın temsili başlangıcı 8 Mart 1857 yılında ABD’nin New York kentinde başladı. Konfeksiyon ve tekstil fabrikalarında çalışan 40 bin işçinin insanlık dışı çalışma koşullarına ve düşük ücrete karşı başlattığı grev, polisin saldırısıyla kanlı bitti. Saldırı sırasında çıkan yangında çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı.
1910 yılında Danimarka’nın Kopenhag kentinde toplanan 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında, Almanya Sosyal Demokrat Parti önderlerinden Clara Zetkin, bu yangında yaşamını yitiren 129 kadın işçi anısına 8 Mart gününün Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmasını önerdi. Kadın hakları hareketini, özellikle oy hakkını onurlandırmayı amaçlayan Kadınlar Günü önerisi oy birliği ile kabul edildi.
2. Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş yıllarında adeta yok olmaya yüz tutan kadın hareketi, 1960’ların sonunda tekrar canlandı. BM’nin 1975 yılını kadın yılı olarak ilan etmesi ve bunu takiben 1975-1985 arasının kadınların on yılı olarak açıklanması harekete gönül verenleri yüreklendirdi.
1977’de UNESCO’nun 8 Mart’ı Dünya Kadınlar Günü olarak açıklamasından bu yana dünyanın her yerinde Kadınlar Günü olarak kutlanıyor. 8 Mart sadece kadınları hatırlamaya değil, kadın hakları, kadın-erkek eşitsizliği ve kadına karşı şiddet gibi sorunların da tartışılmasına vesile oluyor. Dünyada kadınların yüzyıldır yürüttüğü özgürleşme mücadelesinin anıldığı ve kadınların güncel taleplerinin ifade edildiği bir gün olarak kutlanıyor.
Türkiye'de ilk kutlanışı
Türkiye'de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında daha yaygın olarak kutlandı ve sokağa taşındı. "Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı" programından Türkiye'nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında "Türkiye 1975 Kadın Yılı" kongresi yapıldı. 1980 Askeri Darbesi'nden sonra dört yıl süreyle kutlama yapılmadı. 1984'ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından "Dünya Kadınlar Günü" kutlanmaya başlandı.
Kadına karşı şiddet ve 2007 itibariyle dünyadan veriler * Kadınlara karşı şiddet dünyada en yaygın, ancak en az cezalandırılan suçtur. * Tahminlere göre 113 ile 200 milyon arasında kadın demografik olarak “kayıp” (yok) görünmektedir. Ya doğar doğmaz öldürülmüşler (erkek çocuğun kız çocuğa tercih edilmesi) ya da erkek kardeşleri ve babalarıyla eşit derecede gıda ve tıbbi olanaklara ulaşamamışlardır. * Fuhuşa zorlanan ya da bunun için satılan kadınların sayısı yılda 700.000 ila 4.000.000 arasındadır. Cinsel kölelik düzeninden elde edilen kazançlar yılda tahminen on iki milyon dolardır. * Küresel olarak, daha büyük oranda on beş ile kırk beş yaş arası kadınlar erkek şiddetinin sonucu ya da kanser, sıtma, trafik kazaları veya savaşa bağlı olarak sakat kalmakta ya da hayatını kaybetmektedir. * En az üç kadından biri dövülmüş, cinsel ilişkiye zorlanmış ya da hayatı boyunca başka türlü suistimal edilmiştir (tecavüz, kötü davranış). Genellikle, suistimal eden kişi aileden bir üye ya da kadının tanıdığı bir kimsedir. Ev içi şiddet, bölge, kültür, etnik köken, eğitim, sınıf ve din ne olursa olsun kadınlara karşı en yaygın suistimal şeklidir. * Dinsel, kültürel vb. nedenlerle yılda iki milyondan fazla kız çocuğunun genital organlarına hasar verilmektedir (kadın sünneti). Bu oran, 15 saniyede bir kız çocuğudur. * Sistematik tecavüz dünyadaki birçok çatışmalarda bir terör silahı olarak kullanılmaktadır. Ruanda’daki 1994 soykırımı esnasında 250.000 ila 500.000 kadının tecavüze uğradığı tahmin edilmektedir. * Araştırmalar, kadına karşı şiddet ile HIV virüsü arasında yükselen bağlantıyı göstermekte ve HIV bulaşmış kadınların daha fazla şiddete maruz kaldıklarını, şiddet kurbanlarının da HIV bulaşma risklerinin daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. http://www.ekolay.net/kadin/ana_detay.asp?PID=3013&HaberID=599374 |
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
4/3/2009

Evlilikler her zaman güllük gülistanlık yürümüyor. Her çift mutlu olmak, hayatının geri kalan kısmını birisiyle paylaşmak için evleniyor fakat her zaman aradığını bulamıyor. Bazı durumlarda evlilik çok yıpratıcı ve yorucu olabiliyor. Bu durumda boşanmaktan başka çare kalmıyor.
Boşanma da çok kolay bir süreç değil. En başta hayal kırıklıklarıyla dolu bir süreç. Üstüne üstlük yeni bir hayat kurmak ve bu hayata alışmak zorundasınız. Alışkanlıklarınız, arkadaşlarınız bile değişir. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, kadınlar bu yeni hayata erkeklerden daha kolay uyum gösteriyor. Kanadalı araştırmacılar 20 ila 64 yaş arasındaki boşanmış erkeklerin, yine aynı yaşlardaki evli erkeklere göre altı kat daha depresif olduğunu gösteriyor.
Kadınların aynı durumla baş etmedeki başarısı erkeklerin iki katı, aynı araştırmada kadınların sadece üç kat fazla depresif olduğu gözleniyor. Üstelik erkeklere göre daha kısa sürede yeni bir hayat kurabiliyorlar.
Kadınlar kısa süre içinde kendilerini toparlayıp, yeni hayatlarını alışıyor ve yeni bir düzen kuruyorlar. Erkeklerse alışmakta çok zorlanıyorlar. Maddi sıkıntılar çekiyorlar ve para harcama alışkanlıklarını kaybediyorlar. Birçok erkek kendini gezmeye ve alışverişe veriyor ve bu durumdan bir başka kadınla tanışana kadar kurtulamıyorlar.
Araştırmalar ayrıca boşanmış kadınların, hiç evlenmemiş kadınlara göre, hayata daha dayanıklı olduğunu da gösteriyor. Daha önce hiç evlenmemiş kadınlar bir hayat kurmak için evlenmeyi beklerken, boşanmış kadınlar kendilerine ait bir hayatları olması için bir erkeğe ihtiyaçları olmadığını düşünüyor.
http://www.ekolay.net
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı